Bir çözüm ortağı hikayesi…

Çözüm Ortağı

Bir Çozum Ortagi Hikayesi / İstanbul Seni Terk Ediyorum…

Öyle hazin bir durumdur ki bu, içler acısı.

Sektör öyle bir vaziyettedir ki, işgüzar bankalar ve onları yönlendiren emlak simsarları ile yönetilmektedir. Firmalarda bu konuda maşa durumundadır. Çözüm ortakları ise firma elemanlarından daha beter vaziyette köle misali görülmektedir.

Bu hikaye, sektörde bulunan ve lisanslı firmaların bile bilgi danıştığı kaliteli bir çözüm ortağından yola çıkılarak anlatılmaktadır. Bu çözüm ortakları İstanbul merkezli olup, artık İstanbul’u terk eden bir ortaklığın hikayesidir.

Çözüm ortaklığı anlayışı lisanslı firmalar nezdinde yoğunluğun destekçisi ve çözüm odaklı değilde, nerede angarya var yükle, nerede offf çektirecek iş varsa daya çözüm ortağına anlayışı ile yapılmaktadır. Bilindiği üzere bankalardan değerleme taleplerini direkt alan kurumlar A.Ş. statüsünde olan değerleme firmalarıdır. Bu firmalar bünyesinde bulundurdukları kadrolu elemanlarının yanı sıra çözüm ortakları ile anlaşmaktadır. Çözüm ortaklığı denilen tabir ise LTD yada ŞAHIS şeklinde kurulan ve bankalardan direkt iş alamayan, yalnızca firmalara destek sağlamak maksatlı kurulmuş firmalardır.

Sorunun başı firmaların angaryalarını çözüm ortaklarına atması ile başlamaktadır. Firmalar aynı ilçe yada bölgeden elinde olan toplam işlerden seçmece yaparak her daim istisnasız meskenleri ayırıp, fabrika, tarihi yapı, dosyası bazen iki belediyede olan bir taşınmaz, hisseli ve sıkıntılı işleri seçerek gönderim işlemi yapmaktadır. Aynı semte büyük işleri çözüm ortağına dayadıktan sonra kolayları kendi eksperlerine vermesi gibi bir iş neticesinde çözüm ortaklarını tüketmektedirler. Sonrasında da kalite bekleme çabasına girmektedirler.

İlgili firmanın teşekkür ettiği lisanslı değerleme firmaları da mevcuttur.

Soru şudur;
– Çözüm ortağı kadrolu eksperin beceriksizliği noktasında mı devreye girecek?
– Yoksa yetişemediğin bölgede mi?
– Esperinin olmadığı bölgelerdi mi?
– Yada aynı bölgede hem çözüm ortağı hemde kadrolu eksperini gönderme şaşkınlığında bulunacağın gibi mi?
– Veya aynı bölgede iş seçim angaryayı çözüm ortağına dayadığın noktada mı?

Tabii ki, çözüm ortağı adı üstünde destek olacak, yeri gelir büyük işi alacak, yeri gelir en uç noktaya gider. Ancak hakkı ve adabı ile davranılması gerekmektedir.

İşin elle tutulur bir yanı yok. Bankaların, rekabet durumunu firmalar arasında nasıl yönlendirdiğini göremeyen değerleme firmaları eksperlerini iyi eğitmek ve var olan her büyük-küçük işe yetişebilecek kadar güçlü kılmaktansa, amaaan iki mesken yapsın günde 325X30=9750.,-TL demektedirler. Ondan sonra mesleki uygulama alanında eksik olan eksper için gelsin patlayan işler. Çözüm ortakları iş almaktan yakınmıyorlar ancak sektör ufak olduğundan öyle şeyler ile karşılaşıyorlar ki bıkkınlık geliyor artık. Rapor ücretleri fatura tutarlarının dışında toplu ekspertizler de yeri geldiğinde fazla olmasına karşın, liste gösterilip orada bulunan değer üzerinden yarısını vermektedirler. Burada da hak yemek devreye giriyor. Özel işlerde de gene değerleme firmalarının bir çoğu özel işte aldığı ücret üzerinden değilde onaylanmış banka değerleme ücretleri üzerinden rapor ücretini vermeye çalışmaktadır. Bu durumda çözüm ortaklarını artık yeter noktasına taşımaktadır.

Bunun yanı sıra çözüm ortakları belirli sayılarda iş yapmak durumundadırlar ki kazandıklarını elle tutulur görebilsinler. Kafalarında yada maliyet – kazanç gibi hesaplar ve yaptıkları sonuçlar neticesinde kendilerine minimum belirledikleri tutarlara yaklaşmak için geceli gündüzlü çalışırlar. Bölgeler arasında kilometrelerce fark olsa da o işi alırlar. İşler büyük küçük yada haddinden fazla büyük olsa da almak zorundalar. O sayıyı görmeleri gerekiyor. Ancak çözüm ortakları bir lisanslı firma değil. Lisanslı firma olmadıkları içinde hemen devreye maddiyat girmektedir. Lisanslı firmalar kendilerini birden fazla ay kadar idare edebilirler, çözüm ortakları ise 1-1,5 ay bilemedin maksimum 2-2,5 ay döngü şeklinde ancak idare etmektedirler. Bunun için de lisanslı firmaların ödemeleri geciktirmemeleri ve ay sonu mutabakat ile düzenli yapması gerekmektedir. Düzenli yapılmayan ödemeler, o firmaya olan güveni çözüm ortakları tarafından azaltmaktadır. Zamanla işlerin ve bölgenin seçimine kadar firmalar arasında seçime yol açmaktadır.

Bu anlamda Avrupa değerleme, Elit değerleme, Harmoni Değerleme, Seak Değerleme, Vizyon değerleme, Gerçek değerleme, Form değerleme gibi aklımıza şu anda gelen firmalara teşekkür ediyoruz. Diğer hak teslimi gerçekleştiren firmalara da ayrıca teşekkür ederiz.  Çözüm ortağına çözüm anlamında bakmaları, yapılan işlere biz paramızı bankadan alamadık size de para yok değilde, banka ile olan bizim aramızda, sizinle olan ise gene bizim aramızda deyip, bankadan alacağını beklemeden çözüm ortağının hak edişini yapan ve ödemelerini gerçekleştiren firmalara sektör kalitesi, kurumsallığı adına minnettarız.

Diğer yandan ise TDUB bu konuda yaptırım uygulamaktadır. Çözüm ortağı olarak haksız sözleşmeleri imzalamayıp TDUB ‘ a sunmanızı tavsiye ederiz. Ödenmeyen ve değerlemesi yapılmış raporların ücretlerini alamamanız ve haksızlık yapıldığını düşündüğünüz durumlarda ise şikayetleriniz TDUB tarafından değerlemeye alınıp, ilgililere yaptırım ve para cezaları uygulanmaktadır. Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği disiplin yönetmeliği ve statüsü doğrultusunda artık bu bir haktır.

Son olarak da asıl sorunlardan biri olan resmi kurumlar saat uygulamasıdır. Eksper işin uzmanı, işi bilen, değerlendiren, yorumlayan, değer biçen, karar veren kişidir. ( Türkçe karşılığı Bilirkişi – Uzman kişidir. ) Yani tapu ve belediyeler gibi resmi kurumlarda yetkinliğin olması ve saat gibi zaman çalıcı uygulamalara takılmamak için illede TMSF den yada mahkemelerden gidiyor olunması gerekmemeli. O çözüm ortaklarının terk etme sebeplerinde büyük bir pay da Tapu-Belediye ve Anıtlar kurulu yada Kadastro gibi kurumlardan dolayıdır.

Çözüm ortağı için başlarda bahsetmiştik, yeri geldiğinde 1-3-5 demeden, mesafeleri gözünde büyütmeden iş almak zorundadır diye. İşte bu mesafelere bir de tapu belediye saatleri takılmaktadır. Zaten bankaların saçma sapan sürelerle rapor istemeleri yanı sıra, kalite düşüren iğrenç zaman seçenekleri de cabası iken, gidilen kurumlarda bir ilçede sabah bir ilçede ara bir saatte ve bir ilçede öğleden sonra gibi karışık saatler olup, adeta çözüm ortağını zaman  çileden çıkartmaktadır. Bu saat uygulamaları aynı zamanda kadrolu eksperler içinde bir külfettir. Her kurumda farklı bir sistem, her kuruma has saat gibi çorba bir devlet sistemi içerisinde onca soruna karşın, bir de bu sorunlarla uğraşmaktadır eksperler. Tam yetki ile saat ve gün uygulamaları kaldırılması gerekmektedir.

İşte hikayenin özü budur ki çözüm ortakları yavaş yavaş İstanbul dan bıkıp Anadolu ‘ya ve sakin illere yönelmek istiyor, yada güçleri yettiğince bölgelerini kısıtlamak istiyorlar. O zaman da karşılarına bankaların tek kullanıcı tek firma, yada en fazla iki firma gibi kısıtlamaları geliyor.

Parayı kazandıran Emlak Simsarları olduğu için hiç bir eksperin banka için önem yoktur. En azından firmalar biraz da olsa değer vermeli eksperine, yada çözüm ortağına…



O bir eksper O bir canlı O bir sektör sevdalısı İşte karşınızda EksperMedia