Eksperin Yaşam Hikayesi

Gayrimenkul Değerleme Uzmanı olan Eksperin
Yaşam Hikayesi

İp Üstünde Çalışmak

Öncelikle tanımlamalarla başlamak istiyorum;

Eksper: belirli bir konudan veya alandan iyi anlayan, iyiyi, kaliteliyi seçebilen “uzman”, “bilirkişi”dir.

Ekspertiz: Bir malın türünü, değerini, bir dokuncanın kertesini belirtmek üzere seçilen bilirkişilerce yapılan yoklama, inceleme.

Emlâkçı: Emlak alıp satma ya da kiralama işini yapan kimse.

Niye böyle bir tanımla başladığımı soracak olursanız, aradaki ayrımın farkında bile olmadan, iş verdiği için tüm bu tanımlamaları hiçe sayıp, saatler içerisinde “uzman görüşü” isteyen insanlara bu ayrımın önemini ve durumunu anlatmak adına diyebilirim. Ha! kim ne kadarını alır, kim ne kadar önemser ayrı bir durum hali elbette..
Bu işi yapan insanlar, mesleklerinin getirdiği incelikler ve bu doğrultudaki bilgilerini, görüşlerini, inceleme ve araştırmalarını yansıttıkları ve insanların sadece “değer” kısmına baktıkları 30 sayfayı bulan bir “rapor” hazırlarlar. Bunu yaparken; çektikleri fotoğraflar, Belediye ve Tapudan aldıkları belgeleri ve bilgileri kullanırlar. Emsalleri araştırırlar, yeri gelir maliyet hesabı yaparlar…vs..vs.. Her şeyin birbiri ile uyumlu mu – değil mi olduğuna bakar, tahmin ve takdir haklarını beyan ederler. Tabii bu ” ne var ki iki saatlik iş denilecek bir süreç değildir!” Ve aslında herkesin alacağı taşınmazın gerçekten o değeri – edip/etmeyeceğini belirlerler. Yani kısaca eğer bir çıkarınız yoksa; sizin iyiliğinize çalışırlar. Bunu da takdir edilen cüz’i ücretlere yaparlar.

Eksperin bir günü;

Talep gelir ve üzerinde mutlaka “acil” ibaresi vardır, genellikle (%90) 24 saatte süren vardır. Bu süre talep telefonuna, mailine, sisteme artık her neyse düştüğü andan itibaren çalışmaya başlar. Bir nev’i zamanla yarışın başlamıştır. (Bu arada hiçbir eksper 1 iş için koşturmaz, koşturamaz çünkü ay sonunu getiremez)
Öncelikli “müşteri” aranmalıdır ki bu genellikle bir emlakçıdır ve burnundan kıl aldırmıyordur. Üstelik daha üçüncü cümlede, taşınmaza kaç lira yazacağını sana empoze etmeye başlamıştır. Yüz vermez, işimi yapıyorum dersen, talebi iptal ettirmeye varan tehditler vs..vs.. (eksperler bilir, hayal gücüne bırakıyorum) gelmeye başlar. Bu emlakçı olmasa da durum pek değişmez, yerim görülsün hemen de fiyatı söylensin mantığı hep hakimdir. Öyle ya da böyle bir işin her safhasında sabırla bekleyen kişi, son raddesi olan “uzman kişi” kısmına geldiğinde, sabır taşımı yaşar ve yaşatır. Sadece “gayrimenkul uzmanı” olmanız yetmez, müşteri ruhuna da hitap etmeniz zorunlu hale gelir :)) Bin bir nezaketle işinizi yapacağını söyleyip, randevunu şanslıysan alırsın. Ben seni ararım söylemleri ile acaba kaçta arar, işi ne zaman yetiştiririm kaosu da aklında seni yemektedir. Zira o sırada işi sana atayan firma da arar! “işlem için randevu aldınız mı?” Hay ben o randevunun diyemezsin :))) Almak istiyorum ama vermiyor da :))) durumu izah edersin; firma stres – sen stres, büyük ihtimal krediyi kaçırmak istemeyen banka stres.. stres oğlu/kızı stres.. :))

Sonrasında Tapu Sicil Müdürlüğü’ne gitmek vardır. Önce gidip Ziraat Bankasından kuyruğa girmelisin. 10 ila 15.60 TL tutarındaki harcı yatırman gerekmektedir. Bazen bunu yatırmaz, memur cebine yatırım(!)yaparsın.. Oradaki arşiv görevlisi, sana o dosyayı “göstermemek” için adeta şartlanmıştır. “yetki belgesi” getir, “banka ile sözleşmenin fotokopisini” getir, “SPK lisansı” belgesi getir, “ıslak imzalı” olsun vb. şeyler. Bitti mi? bitmeeeeeez, o dosya yoktur bazen kayıptır, birisi bakmış başka bi dosyanın içine sıkıştırmış olabilir. A ha! yandığının resmidir, firmayı ararsın, durumu izah edersin, bir dünya kaos keşmekeş, şanslıysan o arada bulunur. Eğer aran memur ile iyiyse! Bu sefer fotoğraf çekimi derdin vardır, “çekemezsin kardeşim” diyebilir. Her fotoğraf başına 5.60 TL diyebilir, mümkünü yok, geber gitte diyebilir.. Yetki onda, önünde mimar, mühendis artık her neyse egosunu tatmin edeceği birisi vardır (ki kuyruktur bu çok kişi ile tatmin olur) ve icabına büyük bir keyfle bakar. Şanslı(!) eksper fotoğrafta çektiyse, zafer kazanmış bir eda ile Tapu Dairesinden çıkar.

Bitti mi, bitmeeeeeez :)) Sırada Belediye var;
Belediye’ye gelir, aşağı katta önce kallavi bir harç öder (50-100-150) artık Başkan ne uygun gördüyse! Sonra imara bakmak için memurun gözünün içine masum kedi gibi bakar, arşiv memuruna kuzu gibi bakar.. Hayatında bükmediği kadar boynunu büker, iki fotoğraf alabilmek, iki bilgi edinebilmek için tabiri caiz ise tüm maharetini ve cazibesini(!) kullanır.

Sonra eğer müşteri yani emlakçı vaz geçmediyse, randevusu için tekrar müşteriyi arar ve buluşurlar. Birlikte taşınmazın olduğu yere kadar yine aynı cümleleri mütemadiyen dinler, nezaketini bozmaz, bir psikolog olmak zorundadır.

Eve gelinir, ölçümler yapılır, gözlemler yapılır, numarataj kontrolü yapılır. Eğer işinizin ehliyseniz, çabucak yaptıysanız o da şikayet konusudur. Çabucak gelip – gitti hiçbir şeye bakmadı. Benim mermerim “granitti” diyebilir müşteri :))) Hatta garajımda elektronik aracımın “şarj kitini” görmedi, 15 dk da hiç sohbet etmeden gitti… de denilebilir. Yani memnuniyet asla.. Çünkü sen onların boşaldıkları “çöp kutususundur” ve “tehlikelisindir” hatta hatta “düşman”! Onun o malına, en güzel(!) şekilde davranmakla mükellefken, işini yapmışsındır :))

Ve nihayet evine/ofisine artık her neyse gelirsin, bu arada firma seni en az 3, daha çok 5-7 kez aramış “iş n’oldu” demiştir. Stres topu olmaya devam etmek adına pc başına geçersin, tüm gün topladıklarını yüklersin, rapor formatına bakarsın, değişiklik var mı bakarsın bazen beleşçilik edip örnek rapor istersin. O arada yine aranırsın “bitmedi mi çabuk yaz lütfen” denir. Aklını toparlamak için telefonunu sessize almak hakkın falan yoktur. Diğer iş için de öbür firma aramaktadır.. Bu arada indirdiğin fotoğrafları kesmelisin, proje ile taşınmaz uygun mu, doğru yerde mi bakmalısın, aynı anda iski ve büyükşehir den ve google earth ten de tespitlerini tamamlamalısın. Tüm bunlar bitince de, rapor yazmaya başlayıp, her sayfada aynı soruyu üç beş kez bıkmadan yanıtlamalısın. Takyidat çıktıysa da halin haraptır; bildirsen bunca yaptığın iş İPTAL olabilir, bildirmesen bi daha iş alman YALAN olabilir :))) Bu arada saat gecenin 02:00 sidir ama kimsenin umru değildir, zira o rapor sabah gitmiş, bitmiş olmalıdır. Sabaha kadar uyumamış bile olsan, sabah yeni bir iş için evden çıkmalısın. Bütün bunun devamını sağlayarak ANDROID bir bünyen yoksa yapamazsın! Çünkü hasta olma hakkın da yoktur, yedeğin anında devrededir..

Sadece bir örnekti, binbir tane örnek ve binbir tane hikaye sıralanabilir. Aslında hergün bi örnek yazsam mı? :)))))
Seviyorum sizi, bakmayın mecburen döğüştüğümüze sizi sık sık aramayarak aslında sizi sevdiğimi de gösteriyorum galiba :))))))
Hasta falan olmamanız, hatta cenazenizin olmaması, hatta hatta doğum falan da olmaması dileğimle(!) :))

Yazan : Filiz Kılıç / BETA – Asıl yazı için Tıklayınız…

İşte özeti

Eksperin Yaşam Hikayesi



O bir eksper O bir canlı O bir sektör sevdalısı İşte karşınızda EksperMedia