Taşınmaz Değerleme Kanununun Gerekliliği

Mehmet Benan KILIÇ ‘ın Taşınmaz Değerleme Kanununun Gerekliliğini yazdı.

Taşınmaz değerlemesi, gelişmiş toplumların önemli ekonomik kaynaklarından birini oluşturmaktadır. Dünyada, sermaye kaynaklarının yarısından fazlası taşınmaz mallara dayalıdır. Ancak ülkemizde taşınmaz değerlemesi sağlıklı bir yapıya bir türlü kavuşamamıştır. Doğru dürüst bir taşınmaz değerleme politikamız bile mevcut değildir.

Sadece emlak vergi sisteminde, taşınmaz birim değerlerinin, yasa ile Maliye Bakanlığının verilerine (asgari tutar için), tamamında ise mükellefin beyanına bakarak  vergilerinin tahakkuk  ettirilmesi bile ekonomik anlamda yılda milyar dolarlık vergi kaybına yol açmaktadır. Nitekim, serbest piyasa koşullarında oluşan değerler ile bakanlığın verileri arasında uçurumlar bulunmaktadır.

Bilindiği üzere taşınmaz değerlemeye ve özellikle bağımsız değerlemeye  bir çok alanda ihtiyaç duyulmaktadır. Kamulaştırma, vergilendirme, sigorta, miras, belediye gelirleri, ipotek  ve benzeri. Bu kadar çok kamu ve özel alanda ihtiyaç duyulan değerlemeciler, şu an için sadece bankaların ipotek işlemleri  ve adliyelerde bilirkişilik sistemleri içerisine sıkıştırılmış durumdadırlar.

Ancak biz biliyoruz ki ülkemizde;  kamu alanında bir çok uygulamada kullanılmak üzere direkt veya dolaylı olarak taşınmaz değerlemesi yapılmaktadır. Bu değerlemelerin çoğu ilgili kuruluşlarca oluşturulan komisyonlarca veya mevzuatla tanımlanan yöntemler ile yapılmaktadır. (Bkz. Özelleştirme kanunu, imar kanunu, amme alacakları kanunu,kamulaştırma kanunu, SPK kanunu, Orman kanunu vb.)

Mevzuat ve kanunlara dayanarak; valilikler, belediyeler, Tapu Kadastro GM, Orman GM , Vakıflar GM,  Gelir İdaresi Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Milli Emlak GM, İl Özel İdaresi, v.b  kamu kurum ve kuruluşları taşınmaz değerlemesi  yapmaktadır.

Türkiye’de taşınmaz değerleme, vergi ,harç düzenlemelerine ilişkin yasal mevzuatlar bulunmaktadır ancak bunlar birbirleriyle bağımsız olarak çalışmaktadırlar. Ayrıca bir kanun da geçen ifadeler, diğer başka bir kanunda çelişkilere neden olabilmektedir. Taşınmaz değerleme mevzuatı, bu kadar çok kanununun içerisine dağınık bir şekilde bulunması,  değerleme politikaları açısından düzenin sağlanamamasına yol açmaktadır. SPK, kendi mevzuatı gereğince değerleme faaliyetlerine bir düzen getirmeye çalışmasına rağmen, bugüne kadar sektöre giriş çıkışları ve ücretleri düzenlemekten  öteye maalesef gidememiştir.

Önerim; Taşınmaz değerleme mevzuatının tek bir kanun altında toplanması ve değerleme işlemleri için ortak kural ve standartlar getirilmesidir. Kamu ve özel kurumların hangi esaslar ile nasıl değerleme yapacakları bu kanun altında toplanması, sağlıklı çalışan bir taşınmaz değerleme politikaları oluşturulmasıdır. Değerleme uzmanlarını ve değerleme şirketlerinin kamu alanında da daha fazla görev yapmalarının yolu açılmalı, değerleme yapmakla ilgili kamu kurum ve kuruluşlarında daha çok değerleme uzmanları istihdamlarının sağlanmalıdır.

Ayrıca, belediye ve tapu sicil müdürlüklerinde,  gelir ve vergi kayıplarının önüne geçilebilmesi adına değerleme birimlerinin veya müdürlüklerinin kurulması ve buralarda değerleme uzmanları istihdam edilerek kayıpların önüne geçilmeye çalışılmalıdır.

Mehmet Benan KILIÇ

Ekonomist-Değerleme Uzmanı



O bir eksper O bir canlı O bir sektör sevdalısı İşte karşınızda EksperMedia