Yapı Kredi, ” DEĞERLEME ” Sektörünü zorlamaya devam ediyor !!!

” Yapı Kredi ” Çözüm ortaklarını sıkıştırmaya devam ediyor! 

Yapı Kredi Mutsuzluk

YKB iş saatlerinde İstanbul ile ilgili bir mail bildiriminde bulunmuş;

Dün gün içerisinde tarafımıza yapılan bildirime göre; ” Yapı Kredi ” Bankası firmalara, İstanbul ili sınırlarında yalnızca ” Kadrolu uzmanlara ” İş Sağlanması ve Kesinlikle Çözüm ortaklarıyla İstanbul sınırlarında çalışılmaması konusunda ilgili bir karar maili göndermiştir.

Bu maile göre, İstanbul da yalnızca ” Makine ve Gemi ” odaklı ekspertiz işlemlerinde çözüm ortakları ile çalışılması serbesttir…

“Merhaba, Sayın yetkili, Genel maildir!

” Şirket merkezi İSTANBUL olan firmalarda, Bankamız için tanzim edilecek raporlarda SPK Lisansı olsun veya olmasın çözüm ortağı olarak çalışanlar İstanbul ili taleplerinde görevlendirilmeyecektir.

( Makine ve gemi ekspertiz raporları hariç ) İstanbul ili sınırları içerisinde Yapı Kredi Bankası ekspertiz taleplerinde sadece KADROLU uzmanların görevlendirilmesini önemle rica ederiz.

Saygılarımızla,”

Yukarıda bulunan maili bilgisinin şirketlere gönderildiği belirtilmiştir. Bu bilgi sahadan edinilmiştir. Yani Sevgili işveren pozisyonundaki bankalarımızdan Yapı Kredi, gün geçtikçe sektörü daraltmaya devam ediyor.

Geçtiğimiz hafta da Lisans zorunluluğuna dair çalışmasını duyurduğumuz bankanın hız kesmeden haftalık düzende sektörü farklı bir noktaya taşıyacağı ve zorlayacağı kanaatindeyiz.

Şirket iç ilişkilerine karışan bankalara sitem ederken, bir bankanın aradan sıyrılıp koşuyu 100 metre den de kısa bir noktaya bu kadar hızlı getirebileceğini hayal bile edemiyorduk.

Peki Ne olacak Çözüm Ortakları?

Çözüm ortaklarının artık iş bırakma zamanı gelmiştir.

Bilinir ki Gıda sektörü ilginç bir sektördür. 50 tane şefin, 50 tane müdürün vardır. Yanındaki arkadaşın bile bazen sana bazen patronluk taslar. Değerleme sektörünün de bu noktaya gelebilmiş olması çok kötü. Kimin payeon kimin kim olduğu bilinmiyor

Dünyada örneklerine baktığımızda, benzer sektör uygulamaları önemli bir amaca hizmet eden, kıymetli bir işin varlığını sürdürmeye çalışan, kıymetli yetkilerden ve kıymetli bireylerden oluşmaktadır.

Türkiye’de ilginç bir tablo ortaya çıkıyor. Sermaye Piyasa Kurulu yetkisinde alınan mesleki ve değerli belgenin hiç bir banka nezdinde gram yaptırımı ve kıymeti yoktur. Nitekim bankalar şimdilerde lisans taleplerini arttırsa da bu talepler sadece işi gerçekleştiren kişilere yaptırım uygulayabilme amaçlıdır. Bir hata olursa karşılığında firmalardan bireylere kadar herkesi yakabilme amaçlıdır. Zararlarını, rakamlarına karşılık bulabilecek kişileri sorumlu tutabilme arzusundandır bir an önce lisans uygulamasına geçmek…

Özetle şöyle düşünün; bir sektör var, SPK ve BDDK tarafından yetkilendirilen, her türlü belge ve işlemleri tamamlamış, kuruluma hak kazanmış, ancak SPK ve BDDK dan alınan yetkinin kaile alınmadığı, karşılığında kimsenin dik duramadığı, İş denilen ekspertiz taleplerinin geldiği bankalarca iç işlerine müdahale edildiği ve kendi kendilerini yönettiğini sanan firmalara sizi de biz yönetiyoruz denildiği…

Evet, ekspertiz talepleri bankalardan geliyor. İş kesilebileceği korkusu olduğu sürece;

  • NE BAĞIMSIZLIK İLKESİ KORUNABİLİR,
  • NEDE TARAFSIZ BİR ŞEKİLDE DİK DURULABİLİR…

Spk ve BDDK ya, yazdığımız yazılar içerisinde ve kendilerine yönelik yazılar içerisinde bu bir ihbardır diye belirtmemize karşın, bankaların başıboşluğu ve kendine buyruk tehditvari baskıları devam etmektedir.

Nedir bu ” Tehditvari ” uygulamalar. 

1-Hiç bir sistemin tek ve bir bütün parça dahilinde olmaması;

Yani bankalar tek bir rapor sistemine geçmediğinden başına buyruk talepler istenmektedir.

2-Tek ve detaylı bir şartnamenin kabul görmemesi;

Daha önce TDUB tarafından ön bir çalışma olarak hazırlanan Teknik bilgilere dayalı tek düzende kullanılması için sunulan şartnamenin kullanılmaması.

3-İşi veren pozisyonunda olmadıklarını belirtir bir genelgenin olmaması;

Yani adil iş dağıtımı ve firmalara yapılacak rapor sonunda baskı korkusu yaşatılmaması. En önemli konulardan biri budur. Bir firma bağımsızlık, tarafsızlık ve ilkelerine bağımlı bir şekilde değerleme uygulamasını tamamlamalı ve hiç bir baskı ve gelir korkusu yaşamadan raporunu sonuçlandırmalı…

Sanıyor musunuz?

– Raporları ve geliri,

– Bankayı ve işleri kaybederim diye ortalama belirli sayılarda bir raporun kılıfına uygun gitmediğini? Yani müşterisine göre de, işine göre de gidebiliyor bir rapor.

4- XYZ Değerleme A.Ş. sıfatını kazanmış firmaların iç işlerine karışılmaması;

Onu çalıştıracaksın, burada bunu yapacaksın, orada şunu yapacaksın dertleri olmamalı. Gerekirse bu gibi taleplerin genel anlamda SPK ve BDDK talebi doğrultusunda olması gerekiyor.

Etik kuralları bankalar mı koymalı yoksa kurumlar mı? Elbette çalışmak istenilen firmalara şartlar olmalıdır. Nasıl çözüm ortaklarını firma, kendi profiline ve klasına göre seçiyorsa bankalarında buna hakkı vardır. Ancak Çözüm ortakları ile çalışılmaması konusu HAKSIZLIKTIR..

Yukarıda bulunan maddeler yüzlerce şekilde yayılarak türetilebilir.

Yapı kredinin yaptığı mail bildirimi sonrasında bu ufak yazı ile genel bir anlatım yapmak istedik. Bu anlatım tüm bankaları kapsamaktadır. En acilinden bir uygulamaya geçilmeli.

Sen seni bilmezsen kimse bilmez seni.

Çözüm ortaklığı İstanbul için git gide zorlaşmaktadır. İstanbul sınırlarında çalışan çözüm ortaklarına Allah sabır versin.  Bu dertleri mi düşünecek, yoksa hizmet verdiği işini mi düşünecek yada emek verdiği maddi güç harcadığı işini mi düşünecek…

Hala İstanbul’a dönüp ilçe ilçe ilçe belirtip şu ilçelerde çalışırım, şu kadar iş yaparım, şu kadar para kazanırım diye biliyor musunuz?

İSTANBUL DARALIYOR, ÇÖZÜM ORTAKLARI İÇİN İYİCE ZORLAŞIYOR…

Anlaşılan bu dizi süreci devam edecek.

YKB ‘nin bir sonraki bölümde görüşmek üzere.

Puanlama

  • 10
  • 10
  • 9
  • 9
  • 9
  • 9.4

    Puan



O bir eksper
O bir canlı
O bir sektör sevdalısı
İşte karşınızda EksperMedia